Neredeyse herkes önce fotoğrafları, sonra yerleri, sonra şarkıları kuruyor; ardından boş mektuba bir süre bakıp sekmeyi kapatıyor. Bu normal. Ayrıca en sık okuyacağı kısım da burası, o yüzden hiç yazmamaktansa kötü yazmak daha iyi.
İyi bir yazar olmanız gerekmiyor. Altı belirli hatadan kaçınmanız yeterli.
1. Baştan başlamayın
“Tanıştığımız günü hâlâ hatırlıyorum” herkesin başladığı yer ve elinizdeki en zayıf cümle, çünkü onun beklediği cümle. Küçük ve merkez dışı bir yerden başlayın. Bir salı günü. Mutfakta söylediği bir şey. İlkinde değil, üçüncüsünde fark ettiğiniz şey.
Somut ayrıntı, sonrasında büyük cümleyi kurma hakkını size kazandırıyor. Büyük cümle tek başına yalnızca bir tebrik kartı.
2. Bir kişiye mektup yazın, bir topluluk önünde konuşma değil
Geri okuyun ve kaç cümlenin bir yabancıya da anlamlı geleceğini sayarın. Çoğu geliyorsa konuşma yazmışsınız. Bir mektup başkası için biraz anlaşılmaz olmalı — isimlerle, yarım göndermelerle, o taksi meselesiyle dolu.
Onu başka kimse okumayacak. Bütün özgürlük buradan geliyor.
3. Kategoriyi değil, somut olanı söyleyin
“Çok iyi kalplisin” bir kategori. “Bir buçuk saat araba sürüp benimle hastane otoparkında oturdun ve sabah işin olduğunu bir kez bile söylemedin” şeyin kendisi.
Kural: cümle bir kupanın üstüne basılabilecekse, onu, size bunu düşündüren kanıtla değiştirin.
4. Zor cümleyi içine koyun
Genelde bir tane vardır. Söylemediğiniz, ya da bir kez kötü söylediğiniz, ya da o kadar sık söylediğiniz için artık yerine ulaşmayan şey. Bir özür olabilir. Bunun sizin için ne kadar önemli olduğundan korktuğunuz olabilir.
Konuşmak yerine yazmanın sebebi bu, ve onu dışarıda bırakmak bütün mektubu hoş ve ağırlıksız yapıyor. Özel bir hediyenin içindeki mühürlü bir mektup, o cümlenin bulunabileceği en güvenli yer.
5. Bitirmeden durun
Sondaki içgüdü özetlemek olur — az önce söylediklerinizi açıklamak, sonra da yumuşatmak için sıcacık bir kapanış yapmak. İkisi de mektubu boşaltıyor. Son paragrafınızdaki en güçlü cümleyi bulun, sonrasındaki her şeyi silin ve adınızı yazın.
Kısa mektuplar tekrar okunur. Uzun olanlar bir kez, nezaketle okunur.
6. Önce kötü yazın — telefonda, tek seferde
Mektup alanını açıp oracakta kurgulamaya çalışmayın. Metrobüste not uygulamanızı açın ve utandıran kısımlar dahil, durmadan hepsini yazın. Bir gün bekletin. Sonra üçte birini silip yapıştırın.
İyi mektupların neredeyse hepsi, üçte biri atılmış kötü mektuplardır.
Tıkandıysanız
Genelde işe yarar bir şey çıkaran üç soru. Üçünü birden yüzeysel yanıtlamaktansa birini düzgün yanıtlayın.
- Seni ne sanıyordum, ne çıktın? Neredeyse herkes başlangıçta biri hakkında yanılır. Hikâye o düzeltmedir.
- Yaptığın en küçük şey ne ve en çok neyi özlerdim? Büyük erdemleri değil. Telefonda “alo” deyişini.
- Anladığım an hangisiydi? Söylediğiniz an değil — daha öncekisi, genelde sıradan olanı, sonradan fark ettiğiniz.
Uzunluk üzerine
Üç yüz kelime fazlasıyla yeterli. Altı yüz cömert. Ondan sonrasında genelde kendinizi gittikçe daha sıcak kelimelerle tekrarlıyorsunuz, ve okuyan kişi içerik değişmeden ısının yükseldiğini hissediyor.
Mektup hediyenin içinde mühürlü duruyor ve o oraya varınca açılıyor — fotoğraflar ve yerler işlerini çoktan yapmış oluyor. O noktada hazır oluyor. Bütün yükü tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.